Başta İlimizde ve sonrada ülkemizde, ADALET VE ZULÜM konuları camilerde anlatılıyor biraz da özel sohbetlerde konuşuluyor. Camilerde çok cılız ve biraz da ne şiş yansın ne kebap yansın cinsinden laf olsun diye anlatılıyor.
Özel sohbetlerde ise sadece adaletsizliğe uğrayanların kendine göre anlatmaları ve yine anlatanın sözde acısına katılmak amacıyla sözüm ona he-hıyla katılmaktan ibaret olan insanlık için hayati mesele geçiştiriliyor.
Aksaray´ımızda ve Ülkemizde adaleti yerine getirenlerle, adaletsiz davranarak ZULME yol açanlar arasında farkı görme ve gerekli tepkiyi verme noktasında aceba halk ne durumda? Toplum adalet peşinde koşanlarla zulmedenlere tepki mi veriyor, bana ne mi diyor?
Büyük oranda BANA NE diyor. Bu durumda, toplum vicdanının yok olmasa bile köreldiğinin delilidir. Buna çare var mı var, idarecilerimizin çok daha fazla duyarlı olması ve çare üretmesi gerekmektedir.
Halkımız, hayati konularının neler olduğunu aklen ve kalben çok iyi bilmektedir. Peki, neden bu konuların üzerine durmaz? Çünkü başını belaya sokmak istemez. Başı belaya girince yanında kimseyi bulamaz da ondan.
Adaletin yanında olmak yürek ve inanç işidir. Yürekli ve inançlı insanlar yok mu? Elbette var hemde çokça var. Peki, kahir çoğunlukla insanlar adaletin ve hakkın yanında olabiliyorlar mı? Olamıyorlar. Çünkü Devletine sadık olan halkımız, devletinden çekiniyor.
Siyaseten devlet iradesini kullananlar, bu iradeyi ADALET üzerine kullanmadıklarından halkın kafasını karıştırıyorlar. Halk, milli iradenin adalet üzerine kullanılmadığını görünce VEKÂLETİNİ geri alıyor. Demokrasilerinde önemi burada ortaya çıkıyor.
ADALET nedir diye baktığımızda sözlüklerimiz şöyle yazıyor; 1- Hak ve hukuka uygunluk, hak ve hukuku gözetme ve yerine getirme, doğruluk. 2- Adil olma durumu. Yine ADALET kavramı, insaflı ve doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkaniyet anlamlarına geliyor.
Bu tariflere, halkın tarafından seçilen ve devlet gücünü elinde bulunduranlar tarafından ne kadar uyuluyor. İş te toplumda ve siyasette esas sıkıntı budur. Bunun dışındakiler yaraya dokunmadan tedavi etmek gibi garip ve netice almayacak şeylerdir.
Aksaray´ımızda, seçilen ve atananlar, seçildikten sonra atama gücünü halk adına kullananlar aceba bu gerçeklerin neresindeler?
Adaletin tersi de malum ZULÜMDÜR. Zulümün tarifi ise güçlü bir kimsenin yasaya ve vicdana aykırı olarak başkasına yaptığı kötü ve acımasız, kıyıcı davranıştır.
Âlimler zulmü üç kısama ayırmışlar; 1- İnsanın Allaha karşı işlediği ZULÜM. Şirk ve küfür.
2- İnsanlar arasında zulüm, insanların canlılara karşı işledikleri suçlar, haksızlıklar ve saldırılardır. Bu bir anlamda kişi ve kamu haklarının ihlalidir. Bu ihlali ister kişi yapsın, ister topluluk, isterse siyasal otoriteler yapsın; hepsi ZULÜMDÜR.
3- İnsanın kendi kendine zulmü; ya şirktir yâda küfre bulaşmaktır.
Netice olarak, ülkelerin ve toplumların çöküş nedeni ZULÜMDÜR. Zulüm ile abat olunmaz, yani zulüm yaparak uzun süre ayakta kalınmaz.
Tabi olarak, zulme rızada zulümdür. İnsanlık onuru taşıyan herkes zulümle ve zulüm yapan zalimle mücadele ederek hak ve adaletten yana olmalıdır.
Hayrola, muvaffak ola, muzaffer ola.

